MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ
MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ
Göze ve kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi bu üç kelimelik söz dizisi: Milli Eğitim Sistemi… Ne zaman politikacılar ya da bürokratlar bu söz dizisini kullansa, arkasından alt başlıkta “yeni eğitim müfredatı, eğitim reformu” falan gibi sözler duyarız. Duyarız duymasına da iş duyduğumuzla kalır. Milli Eğitim Sistemimiz gelenin-gidenin elinde sözde hep değişir durur lakin ne hikmetse bu değişiklikler hiçbir derde derman olmaz. Hatta “eskisi daha iyiydi ya” bile dedirtir.
Çok kitap okuyan ve aynı zamanda çok düşünen bir arkadaşım demişti: Hiç şüphen olmasın, bu ülkede başında “milli” kelimesi olan kurumlar en az milli olan kurumlardır diye. O böyle deyince aklıma Milli Eğitim, Milli Savunma, Milli İstihbarat falan gelmişti de “eyvah eyvah” demiştim. Sonradan eğitim meselesinde Fulbrigt Anlaşmasını* ve Türkiye Fulbrigt Eğitim Komisyonunun** varlığını öğrenince tepkim “vah vah” a dönmüştü.
Gelelim sihirli söz dizisinin ikinci ve üçüncü öğesine: Eğitim Sistemi… Çocuk sahibi olanlar bilirler. İlkokula başlayana kadar çocuk, her şeyiyle sizindir. Onu istediğiniz gibi eğitebilir, terbiye edebilirsiniz. Şayet ilkokulda iyi bir öğretmene denk geldiyse, çocuk yine sizindir. Yalnız ortaokulda iş değişir, çocuk artık sizin değildir. Yavaş yavaş sizden uzaklaşıp, sistemin eline düşmüştür. İsteseniz de artık çocuğu bütünüyle kendinize döndüremezsiniz. Üstüne önce ergenlik dönemi peşi sıra lise derken, çocuk sizden iyice kopmaya başlar. Çocuğu sizden koparan sistem, onu güzel bir şekilde yetiştirse bu kopuşu sorun etmez hatta belki de memnun kalırsınız ama gerçekte öyle olmuyor. Çocuk sorumsuz, duyarsız, ruhsuz, tembel bir şey oluyor; adeta bir zombi ya da uyurgezer olup çıkıyor. Ondan sonra işin yoksa onu hayata döndürmek için uğraş dur. Bir diğer sıkıntı ise bilgilensin, akıllansın diye okula gönderdiğimiz çocuk, okulun gereksiz ve faydasız yoğun müfredat yüklemesi altında var olan aklını da kullanamaz hale geliyor. Lise ve üniversite sınavları baskısı altında çocuklarımız bildiklerini de unutuyor, en iyi yaptıkları işleri dahi yapamaz hale geliyorlar.
Yani sizin anlayacağınız ismen var olan ama cismen var olmayan bir şey Milli Eğitim Sistemi. Ortada ne bir eğitim ne de bir sistem var. Milliliği ise Hak getire. Bu durum bana bir İngiliz atasözünü hatırlatıyor: “Kör bir adam, karanlık bir odada, olmayan bir kara kediyi arıyor. “
* Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti arasında imza edilen Anlaşma gereğince Temin Edilen Paraların Kullanılmasına Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti arasında imzalanan Anlaşmanın Onanması Hakkında Kanun https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/KANUNLAR_KARARLAR/kanuntbmmc032/kanuntbmmc032/kanuntbmmc03205596.pdf
** Türkiye Fulbrigt Eğitim Komisyonu https://fulbright.org.tr/hakkimizda